EMEKLİ OLMAK MI, GEÇİM MÜCADELESİNE DEVAM ETMEK Mİ?
Bir ömür çalışmış, üretmiş, vergisini ödemiş, ülkesine hizmet etmiş insanlarımız bugün emeklilik döneminde huzur bulmak yerine geçim mücadelesi veriyor.
Emekli olmak, yıllarca verilen emeğin ardından biraz rahat etmek, torununa harçlık verebilmek, pazara giderken fiyat hesabı yapmak zorunda kalmamak demekti. Peki bugün kaç emekli bunu yaşayabiliyor?
Şimdi gözler Ocak 2027 maaş artışında. İlk üç aylık enflasyon verileriyle zam hesabında yüzde 5,57’lik bir artış oluştu. Yıl sonuna ilişkin tahminler konuşuluyor; refah payı ve en düşük emekli aylığının artırılması gibi seçenekler de gündemde. Ancak henüz kesinleşmiş bir düzenleme yok.
Emeklimiz bu maaşla nasıl geçinsin?
Kira ayrı dert, mutfak ayrı dert, faturalar ayrı dert. Torununa bir harçlık vermek isteyen emekli önce kendi ihtiyaçlarını hesaplamak zorunda kalıyor.
Yıllarca çalışmış insanlara yaşlılık döneminde temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için hesap kitap yaptırmak ne kadar doğru?
Emekli sadaka değil, yıllarca verdiği emeğin karşılığını istiyor. Biraz huzur, biraz refah, insanca yaşayabileceği bir gelir istiyor.
Emekli olmak, yoksulluğa mahkûm olmak değildir!
Artık sadece enflasyon oranlarını ve zam hesaplarını konuşmak istemiyoruz. Yapılan artışların emeklinin mutfağına, kirasına ve günlük yaşamına nasıl yansıdığına bakmak istiyoruz.
Çünkü bu ülkenin emeklileri bir gün değil, bir ömür çalıştı. Şimdi onların da insanca yaşama hakkı var.
Bir ülkenin vicdanı, yıllarca emek vermiş insanlarına nasıl davrandığında saklıdır. Emeklilerimize borcumuz yalnızca maaş değil, hak ettikleri yaşam kalitesidir.



