Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

UYUŞTURUCU OPERASYONLARI: YAKALA, RAPOR AL, ADLİYEYE GÖTÜR, SONRA SERBEST BIRAK!

ANTALYA’DA UYUŞTURUCU OPERASYONLARI: YAKALA, RAPOR AL, ADLİYEYE GÖTÜR, SONRA SERBEST

ANTALYA’DA UYUŞTURUCU OPERASYONLARI: YAKALA, RAPOR AL, ADLİYEYE GÖTÜR, SONRA SERBEST BIRAK!

Uyuşturucuyla mücadele elbette taviz verilecek bir konu değil.

ANTALYA’DA UYUŞTURUCU OPERASYONLARI: YAKALA, RAPOR AL, ADLİYEYE GÖTÜR, SONRA SERBEST BIRAK!
KAYNAK :https://antalyaguncel.com/haber/antalyada-uyusturucu-operasyonlari-yakala-rapor-al-adliyeye-gotur-sonra-serbest-birak-29903

Gençlerimizi, çocuklarımızı ve toplumumuzu bu illetten korumak devletin en önemli görevlerinden biridir. Antalya Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin uyuşturucuyla mücadele kapsamında yürüttüğü çalışmalar da bu açıdan büyük önem taşıyor.

Ancak ortada cevap bekleyen ciddi sorular var.

Antalya’da özellikle uyuşturucu madde kullandığı gerekçesiyle TCK 191 kapsamında işlem yapılan bazı şahısların defalarca gözaltına alındığı, sağlık raporları alındığı, idrar tahlillerine götürüldüğü ve ardından adliyeye sevk edilerek serbest bırakıldığı yönünde iddialar gündeme geliyor.

Dahası, gözaltına alınan kişilerin önemli bir bölümünün aynı isimlerden oluştuğu, bazılarının uyuşturucu kullanma suçundan 5-10 ve daha fazla sayıda adli dosyasının bulunduğu ileri sürülüyor.

Peki, aynı kişiler defalarca yakalanıp aynı işlemlerden geçiriliyorsa bu mücadelenin sonucu ne oluyor?

YAKALA, İŞLEM YAP, SERBEST BIRAK!

İddialara göre süreç şöyle işliyor:

Uyuşturucu kullandığı değerlendirilen şahıslar polis ekiplerince yakalanıyor. Öncelikle sağlık raporu işlemleri gerçekleştiriliyor. Ardından karakoldaki işlemleri yapılıyor. Şahıslar idrar tahlili için ilgili sağlık kuruluşlarına götürülüyor.

İfade işlemlerinin ardından geceyi karakolda geçiren kişilerin yemek ve kahvaltı ihtiyaçları da kamu imkânlarıyla karşılanıyor.

Sabah olduğunda bu kez adliyeye sevk süreci başlıyor. Yeniden sağlık raporu işlemleri, savcılık müracaatları ve adli prosedürler devreye giriyor.

Sonuç?

Şahıslar, savcılık değerlendirmesinin ardından serbest bırakılabiliyor veya haklarında denetimli serbestlik süreci uygulanabiliyor.

Elbette burada önemli bir hukuki ayrıntı var: TCK 191 kapsamında uyuşturucu kullanmak veya kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suç olarak düzenlenmiş olsa da kanun, belirli şartlarda tedavi ve denetimli serbestlik mekanizmasını da öngörüyor. Dolayısıyla her gözaltına alınan kişinin tutuklanması gerektiğini söylemek hukuken doğru değil.

Ancak asıl mesele de tam burada başlıyor!

AYNI KİŞİLER, AYNI İŞLEMLER, AYNI SONUÇLAR!

Eğer iddialar doğruysa ve aynı kişiler defalarca yakalanıp aynı işlemlerden geçiriliyorsa, bu uygulamanın uyuşturucuyla mücadeleye ne kadar katkı sağladığı sorgulanmalıdır.

Bir kişi beş, on veya daha fazla kez aynı suç kapsamında adli işlem görüyorsa burada yalnızca polis operasyonlarının sayısına bakmak yeterli midir?

Bu kişiler hakkında daha önce uygulanan denetimli serbestlik kararları neden sonuç vermiyor? Tedavi süreçleri etkin şekilde takip ediliyor mu? Yeniden uyuşturucu kullanmaya başlayan kişiler için nasıl bir yol izleniyor?

Yoksa devletin bütün kurumları aynı kişiler için tekrar tekrar aynı işlemleri yaparak bir kısır döngünün içinde mi kalıyor?

BU İŞİN BİR DE FATURASI VAR!

Meselenin bir başka boyutu da kamu kaynakları.

Her yakalama işleminde polis ekiplerinin harcadığı mesai, kullanılan araçların yakıtı, sağlık kuruluşlarında yapılan işlemler, idrar tahlilleri, personel zamanı, karakoldaki işlemler ve adliyedeki bürokratik süreçler…

Bunların tamamı devletin bütçesine yük getiriyor.

Üstelik bir kişinin yakalama ve adliyeye sevk sürecinde birden fazla sağlık raporu alınması gerektiği belirtiliyor. İdrar tahlillerinin maliyetinin ise bazı değerlendirmelerde 8-10 bin TL seviyelerine ulaşabildiği ifade ediliyor. Ancak bu rakamın hangi testleri kapsadığı ve kamuya gerçek maliyetinin ne olduğu yetkili kurumlarca açıklanmalı.

Sağlık raporlarının ve tetkiklerin SGK’ya hangi koşullarda fatura edildiği, bu giderlerin kamuya maliyeti ve tekrar eden işlemlerin toplam yükü de açıklığa kavuşturulmalı.

Bir de karakol ve adliye personelinin harcadığı zaman var.

Savcılar, kalem çalışanları, polis memurları ve sağlık personeli aynı kişilerle ilgili işlemleri tekrar tekrar yürütmek zorunda kalıyorsa bunun kamu hizmetine ve diğer adli dosyalara etkisi de araştırılmalı.

Peki bütün bunların sonunda ne elde ediliyor?

Aynı kişi yeniden sokağa çıkıyor, yeniden uyuşturucu kullanıyor ve bir süre sonra yeniden aynı işlemlerin muhatabı oluyorsa burada sistemin başarısını nasıl ölçeceğiz?

İSTATİSTİK Mİ, GERÇEK MÜCADELE Mİ?

Burada Antalya Emniyet Müdürlüğüne de açıkça sormak gerekiyor:

Uyuşturucu operasyonlarında başarı yalnızca kaç kişinin yakalandığıyla mı ölçülüyor, yoksa uyuşturucu kullanımının azaltılması ve bağımlı kişilerin tedaviye yönlendirilmesiyle mi?

Yakalanan kişilerin daha önce kaç kez aynı işlemden geçtiği takip ediliyor mu?

Tekrar eden vakalar için özel bir çalışma yürütülüyor mu?

Bu kişilerin tedavi ve denetimli serbestlik süreçlerinin sonuçları değerlendiriliyor mu?

Elbette polis görevini yapacak. Suç şüphesi bulunan kişilere yönelik gerekli adli işlemler gerçekleştirilecek. Ancak bir taraftan aynı kişileri tekrar tekrar yakalayıp diğer taraftan bu döngünün neden kırılamadığını sorgulamamak da mümkün değil.

SORUMLU KİM, ÇÖZÜM NEREDE?

Uyuşturucu kullanan kişi suç işliyorsa kanun çerçevesinde hakkında işlem yapılmalı. Bağımlıysa tedavi edilmeli. Tekrar eden vakalarda ilgili kurumlar birlikte hareket ederek kalıcı çözüm üretmeli.

Polis yakalayacak, sağlık kuruluşları muayene edecek, savcılık hukuki değerlendirmesini yapacak, denetimli serbestlik birimleri görevini yerine getirecek.

Ancak bütün bu kurumların çalışmasının sonunda aynı kişiler yeniden aynı noktaya dönüyorsa sistemin işleyişi masaya yatırılmalıdır.

Burada mesele polisin görevini yapması ya da savcılığın kanunu uygulaması değil. Mesele, devletin harcadığı emek ve kaynağın uyuşturucuyla mücadelede kalıcı bir sonuca dönüşüp dönüşmediğidir.

Antalya’da yetkililerden beklentimiz; tekrar eden vakaların sayısını, kamuya maliyetini, tedavi ve denetimli serbestlik süreçlerinin sonuçlarını açıklamalarıdır.

Çünkü uyuşturucuyla mücadele, yalnızca insanları yakalayıp adliyeye götürmekten ibaret olmamalıdır. Asıl başarı, o insanları yeniden uyuşturucunun pençesine düşmekten kurtarabilmektir.

Ve son soruyu da kamuoyuna bırakalım:

Uyuşturucu kullanan kişi mi suçlu, görevini yapıp kanuni işlemleri uygulayan polis mi, yoksa aynı kişileri defalarca aynı döngünün içine sokan sistem mi sorgulanmalı?

Kararı siz verin!

Ama unutmayalım: Devletin kaynakları da milletin parasıdır. Mücadele yapılırken yalnızca operasyon sayısı değil, elde edilen sonuç da sorgulanmalıdır.