Turizm, ülkemizin en büyük gelir kaynaklarından biri. Özellikle Antalya ve ilçelerinde yaz aylarında bütün ekonomi turizme bağlı. Ancak ne yazık ki, bu dev sektörün yönetiliş biçimi çoğu zaman umut vermiyor.
Birincisi, mevsimsellik. Üç ay boyunca milyonları ağırlayan şehirler kışın sessizliğe gömülüyor. Esnaf bir süre nefes alsa da yılın geri kalanında kepenk kapatıyor. Bu, sürdürülebilir bir ekonomi modeli değil.
İkincisi, çarpık tanıtım anlayışı. Bunun en somut örneğini bu yıl Kemer yaşadı. Dünyanın en büyük turizm fuarı olan MITT Moskova Turizm Fuarı’nda, Kemer yalnızca 14 santimlik bir görselle temsil edildi. On binlerce turizm profesyonelinin katıldığı böylesi bir etkinlikte, Kemer gibi bir destinasyonun küçücük bir kareyle tanıtılması, aslında sektöre bakış açımızı özetliyor. Bu kadar potansiyeli olan bir turizm kentini böylesine sığ bir tanıtıma mahkûm etmek, vizyon eksikliğinin göstergesi değil de nedir?
Üçüncüsü, her şey dahil sistem. Yabancı turist ucuza tatil yaparken, esnafın cebine para girmiyor. Büyük zincir oteller kazanıyor, küçük işletmeler yok oluyor.
Dördüncüsü, kültürel erozyon. Turizm uğruna, kendi kültürümüzü bir dekor gibi sunmaya başladık. Otantiklik giderek kayboluyor.
Beşincisi, emek sömürüsü. Mevsimlik turizm işçileri düşük ücretle uzun saatler çalışıyor, kış geldiğinde işsiz kalıyor.
Sonuç olarak turizm kötü değil; bizim uyguladığımız turizm modeli kötü. Eğer Kemer gibi bir cenneti, fuarlarda 14 cm’lik bir fotoğrafa sıkıştıracak kadar dar bakış açısıyla tanıtmaya devam edersek, kaybeden yalnızca turizm sektörü değil, bütün kent olacak.
Turizm, ülkemizin en önemli gelir kapılarından biri. Ancak gelin görün ki, biz bu sektörü ne doğru yönetebiliyoruz ne de hak ettiği vizyonla ilerletebiliyoruz.
Bunun en somut örneğini Kemer’de gördük. Dünyanın en büyük turizm fuarı olan MITT Moskova Turizm Fuarı’nda, Kemer yalnızca 14 santimlik bir görselle temsil edildi. On binlerce turizm profesyonelinin katıldığı, ülkelerin yarıştığı böylesi bir platformda Kemer’in küçücük bir fotoğrafla tanıtılması, aslında bütün anlayışımızı gözler önüne seriyor.
Öte yandan belediye yetkilileri, “Kemer dijital pazarda 10 milyon görüntülenme aldı” diye övünüyor. Fakat bu bir tanıtım değil, sosyal medyada tıklanma. Yani bir turistin gelip ilçeye yatırım yapmasıyla, sokakta yürüyen bir insanın telefonda tesadüfen gördüğü görsel arasında dağlar kadar fark var. Turizmde önemli olan fuarlarda, profesyonel platformlarda ve hedef pazarlarda güçlü bir şekilde yer almak. Sadece sosyal medyadaki rakamlara bakarak “tanıtım yaptık” demek, günü kurtarmaktan öteye gitmiyor.
İşin gerçeği şu: Turizm kötü değil, ama bizim uyguladığımız turizm politikaları kötü. Eğer Kemer gibi bir dünya markası olabilecek yeri küçücük görsellerle tanıtmaya devam edersek, kaybeden yalnızca turizm sektörü değil, bütün kent olacak.




