Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

SEMİH KÖKEN YAZDI “YAMALI KEMER”

YAMALI KEMER Turizm sezonunun eşiğinde bir ilçe düşünün… Adı Kemer.

YAMALI KEMER

Turizm sezonunun eşiğinde bir ilçe düşünün… Adı Kemer. Her yıl milyonlarca turisti ağırlayan, “dünya markası” diye pazarlanan bir merkez. Ama gelin görün ki vitrine çıkmadan önce aynaya bakmayı unutan bir yönetim anlayışıyla karşı karşıyayız.

 

Bugün Kemer’in sokaklarında dolaşan herkes aynı manzarayla yüzleşiyor: Yamalı yollar, bitmeyen kazılar, kapanmayan çukurlar… Adeta tarla gibi kesilip bırakılmış asfaltlar. Bir tarafı kazılıyor, diğer tarafı kapatılmadan yeniden açılıyor. AKDENİZ EDAŞ kazıyor, ardından Türk Telekom geliyor. O kapatmadan Turkcell devreye giriyor. Bir de su ve altyapı bahanesiyle ASAT eklenince ortaya çıkan tablo tam anlamıyla bir koordinasyonsuzluk rezaleti.

 

Vatandaşın sabrı bu çukurlarda tükeniyor. Patlayan lastikler, bozulan rotlar, maddi hasarlı kazalar… Bedelini Kemer halkı ödüyor, sorumluluğu ise kimse üstlenmiyor.

 

İşin daha vahim tarafı ise çözüm diye sunulan tablo. Günlerce bekleyen çukurlar, sezon yaklaşınca apar topar “yama” ile kapatılıyor. Üstelik öyle bir aceleyle ki, ıslak zemine bile sıcak asfalt dökülüyor. Amaç belli: Fotoğraf verilsin, görüntü kurtarılsın, günü geçirelim. Gerçek çözüm mü? O başka bahara…

 

Kemer’i yönetenler ise her yıl turizm fuarlarında boy gösteriyor. Yurt dışı gezileri, toplantılar, vitrinlik sunumlar… Ama belli ki o şehirlerin sadece ışıklı caddeleri görülüyor. Alt yapı, düzen, planlama? Onlar gözden kaçıyor. Çünkü Kemer’e dönüldüğünde yine aynı bahane: “Burası bizim değil, büyükşehrin.”

Oysa gerçek şu: Hepiniz aynı kentin yöneticisisiniz. Sorumluluk paslaşmasıyla bu çukur kapanmaz.

 

Sezon başlamış durumda. Mayıs ayına girerken hâlâ boyanmamış bordürler, temizlenmemiş yeşil alanlar, kırık dökük kaldırımlar… Üç milyon turist ağırlayan bir yer burası. Bu mudur hazırlık?

 

Bir de Liman Caddesi gerçeği var… Zamanında vizyonla yapılan o havuz sistemi bugün çalıştırılamıyor. Aylardır boş duran bir alanın tadilatı sezonun ortasına bırakılıyor. Şimdi soruyoruz: Bu işlerin aklı sezon açılınca mı geliyor? Şu an o havuzların yerinde su birikintisi, içinde sivrisinek üretimi var. Turizm mi bu, ihmal mi?

 

Deniz Caddesi’nde ise ayrı bir tablo… Her köşe başında bir tekel bayii. Plan değişikliği mi yapıldı, kim izin verdi belli değil. Yapılamaz denilen ne varsa yapılmış. Ticaret dengesi bozulmuş, turistik yürüyüş aksı zayıflatılmış. İnsanların Liman’a akması gerekirken yön başka yerlere kaydırılıyor.

 

Yetmedi… Geçtiğimiz yıl dondurmacılara verilen tezgâhlar bu yıl plaj olarak dağıtılıyor. Kemer’de “Sen ben bizim oğlan” düzeni hız kesmeden devam ediyor. Liyakat değil, yakınlık kazanıyor.

 

Sonuç mu?

 

Kemer bugün “yamalı bir kent” görüntüsü veriyor. Plansızlığın, koordinasyonsuzluğun ve günü kurtarma siyasetinin eseri bir tabloyla karşı karşıyayız. Oysa bu şehir, geçici yamalarla değil, kalıcı çözümlerle yönetilmeyi hak ediyor.

 

Bu duygu ve düşüncelerle, başta çocuklarımız olmak üzere herkesin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyorum.

 

Ay ışığının karanlıkları gerçekten aydınlatması dileğiyle…