Hoşgeldiniz  

TAPU SENETLERİMİZ MEZAR TAŞLARI

KUMSAL ŞİMŞEK | 29 Ekim 2020 | Yazarlar


KUMSAL ŞİMŞEK
kumsal0778@gmail.com

TAPU SENETLERİMİZ MEZAR TAŞLARI

Bu haftaki yazımıza Samed Vurgun’dan bir dörtlük alarak
başlayalım:
Kim bilir neçedir dünyanın yaşı
Tarihin ne geder yazısı vardır
Her sahsı parçası her mezar daşı
Nesilden nesile bir yadigardır.
“Dünyanın yaşı kaçtır, tarihin kaç tane yazısı vardır, her
saksı parçası, her mezar taşı nesilden nesile yadigârdır”
diyor şair. Çok doğru söylüyor, ama elbette “okumasını
bilene, anlayabilene, anlamak isteyene, anlayıp da
anlatmak isteyene” söylenmiş bir sözdür bu.
Türklerin ölülerine saygıyla bağlılığı ve atalarının öldükten
sonra tekrar dirileceğine inanmaları, Türklerde mezar ve mezar taşı geleneğinin doğup
gelişmesinde önemli bir etkendir. Atalarına ölünce yok olmuş gözüyle bakmak yerine,
gelecekte dirilmek üzere onlar için yapılan evlerde bir bekleme dönemine geçmiş oldukları
inancı, ölenler karşısındaki davranışlarını tayin eden en önemli faktördür.

Ölenin ardından yapılan törenlerin söylenenlerin değil,
yazılan ve çizilenlerin kalıcı olacağını düşünen Türkler,
sevdikleri için bir mezar taşı dikip, onunla ilgili bilgileri ve
düşünceleri taşa kazımışlardır. Böylece hatıralarını hep canlı
tutmayı ve nesiller boyu aktarmayı düşünmüşlerdir.
Mezar ve mezar taşları sadece mezarda yatan kişiyi değil,
zamanı ve zaman içinde onların başlarından geçen olayları,
kazandıkları zaferleri ; mevkilerini, dertlerini, korkularını,
inançlarını, geride bıraktıkları bölge insanının duygu ve
düşüncelerini de anlatır. 1 Bulundukları toprağın en doğal
tapusunun mezarlıklar olduğuna inanan Türk toplumu, çok
önceki devirlerden beri geçmişine olan bağlılık ve saygısını,
güzel sanatlara olan ilgilerini , şekil ve ölçü yönünden kendi
içinde dengeli çeşitli süsleme öğeleri ve taş işçiliğinin
mükemmelliğiyle, özgün düşüncelerinin ayinleri olarak
mezar taşlarında simgeleştirmişlerdir. 2 Milletimizin geçirmiş
olduğu kültür safhalarını göstermesi bakımından son derece
değerli olan mezar taşları, Pazırık’tan Orhun Kitabelerine,

1 H.Yurttaş, “Erzurum’daki Mezar Taşlarından ve Vakfiyelerden Birkaç Örnek”, IV. Ortaçag ve Türk
Dönemi Kazıları ve Araştırma Sempozyumu Bildirileri, Van, 2000, s.138.
2 B.Oguz, Mezar Taşlarında Simgelenen İnançlar, İstanbul, 1983, s.9

Ahlat Mezar Taşlarından diğer tarihi mezar taşlarına kadar, kültürümüz hakkındaki bir çok
bilgiyi safha safha anlatmaktadır. 3
Uzun yıllar batıda gelişen koruma bilincine rağmen, tarihimizin bu canlı tanıkları bizde aksine
bir ilgisizlikle karşılanmış, her biri bir sanat abidesi olan taşlarımız harap olmaya
terkedilmiştir. Toprağın altındaki Anadolu medeniyetlerine gösterilen ilginin binde biri mezar
taşlarına gösterilmemiştir ne yazık ki.

Nüfusun artması, şehirleşmenin gün geçtikçe
büyümesi, yeni vefat eden kişiler için mezarlık alanları
yapılmaması , bazen şehir planlaması, bazen yol
yapımı ve bazen de bu ve benzeri birtakım estetik
kaygısı taşımayan düşüncelerle ölümsüzlüğün ifadesi
olan o sessiz taşlar, tarih, kültür ve sanatsal anlayış
yoksulu kişiler ve halk tarafından bilinçsiz olarak
parçalanmakta, inşaat kalıntıları altında kalmakta ve
adeta yok edilmektedir.
Yukarıda saydığım olumsuz sebeplerden dolayı,
ülkemiz ve tarihimiz açısından büyük öneme sahip
Antalya mezar taşlarının tespit edilmesi ve tarihin
akışında kaybolup gitmesinin önlenmesi amacıyla
yıllardır bu taşları fotoğraflayıp halkımıza duyurmaya
çalışıyorum. Umuyorum tarihime, atalarıma olan
borcumu bir şeklide yerine getiriyorumdur, takdir
sizlerin…

3 M.Z.Kuşoglu, “Milli Kültür değerlerimiz Açısından Mezar Taşlarımız”, Mezar Taşlarında Hüve’l Baki,
İstanbul, 1984, s.23

Etiketler:

EN SON HABERLER

© 2020 KEMER HABER Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle