Hoşgeldiniz  

KEMER ESNAFI ZORDA

SEMİH KÖKEN | 20 Temmuz 2017 | Yazarlar


SEMİH KÖKEN
semihkoken@gmail.com

Geçtiğimiz günlerde kemer liman caddesini dolaştım.Esnaf arkadaşlarla konuşup hasbihal ettim. Kimse memnun değil.
Geçtiğimiz sene alman vardı azda olsa para bırakıyordu diyen esnaf çokmu çok dertli..
Evet akşam saatlerinde insan kaynıyor liman caddesi ama alışverişe bir bakın hele tık yok.
Kuru kalabalık dışardan görenler ise bize giybet ediyorlar sanki orada dolaşan her
turist para harcıyor.. Asla diyor esnaf arkadaş ..
Çayımız geliyor iki dem alıp dinliyoruz
onları…
Biz böyle ucuz turist istemiyoruz diyorlar diyorlar ama kime….
Muattap kim diye bana soruyorlar..
Muhatap yokki kime ne diyelim..
Esnaf odası başkanı Allaha emenat zaten kim ne diyecek esnaf ..
Esnaf bu sene daha da bitkin dahada yıpranmış.. Sonlarını hak getire diyerek çayımızı bitirmeden kaçıyoruz liman caddesinden…
Birde uçuz sosyal medya türevleri var
onlara ne Demeli bilmiyorum…
Biri altındaki kadının parası pulunu yedi babasının mirasını iç etti hala utanmadan çıkıp yazıp çızıyor sana kim inanır diyorum içimden sonrada patlatıyorum gırgırı KADİR İNANIR….!!!!
Ya öteki imansıza ne demeli bilmiyorum.. Zaten adam olsaydınız Kemerde işiniz gücünüz olurdu. Şimdi nerdesiniz….?
Kalkmışlar akıl veriyorlar ..Hadi ordan edebsizler sizi…..Gidin ayinlerinizi yapın siz babalıklarınızın yanında ….
Bol keseden atmayla olmuyor bu işler…
Neyse siyasette girmek istemiyorum çünkü çok iğrençleşmeye çirkefleşmeye başladı ortalık..Sonlarını hak getire diyerek kestirip atalım atalım ama nereye….
Bakın fetöden sorgulanan nergiz çiceğini il delegesi yapan zihniyete ne denir bilmiyorum..
GERÇEK ZENGİNLİK
Başlangıçta Türkistan tarafında bir bölgenin hükümdarı iken vaki olan bazı ikazlarla hükümdarlığı bırakıp maneviyat sultanı olmaya azmeden, bunu da gerçekten başaran İbrahim Edhem (8. Yüzyıl) nefsini yokluğa ve mahrumiyete alıştırmış büyük velilerdendir.
​ Bir gün velilerden çağdaşı ve hemşehrisi Şakik Belh ile karşılaşır ve ona sorar:
-Ey Şakik nasıl geçiniyorsun? Şakik Belh cevap verir : – Bulunca yiyoruz, bulamayınca sabrediyoruz. İbrahim Edhem; – Horasan’ın köpekleri de aynı şeyi yapıyorlar, bulunca yiyorlar, bulamayınca sabrediyorlar, diye karşılık verdi.
Belh sorar : -Peki siz ne yapıyorsunuz? – Biz bulunca dağıtıyoruz, bulamayınca sabrediyoruz.
İbrahim Edhem’in amaç edindiği ve ulaşmayı başardığı yokluk ve mahrumiyeti o derece aşikâr, o derece göze batıcı idi ki görenlerde kendisine yardım hissi uyandırıyordu. Varlıklı bir kişi İbrahim Edhem’ e yardım etmek ister.
İbrahim Edhem; – Yardımını gerçekten zenginsen kabul ederim, der. Adam gerçekten zengin olduğunu bir şeye ihtiyacı bulunmadığını söyler. Büyük veli sorar ;
-Ne kadar paran var? – Üç bin altınım var. – Dört bin olmasını istemezmisin ? – Elbette isterim. – Beş bin olmasını? – isterim. – On bin altının olsa çok sevinirsin değil mi? – Şüphesiz çok memnun olurum. –Zengin olduğunu söylüyorsun ama sen gerçekten züğürdün birisin. Sen, on bin değil yüz bin altının olsa, yine kanaat etmez, fazlasını istersin. Kanaatı olmayan insan zengin sayılmaz. Gerçekten zengin olsaydın yardımını kabul edecektim.
​ Amacımız; bu vesile ile esas olanın mal mülk zenginliği değil, gönül zenginliği olduğuna , mal, mülk, makam zenginliğinin geçici olduğuna ve dünyada kaldığına dikkat çekmekti.
Ayışığının tüm karanlıkları aydınlatması
dileyiğle

Etiketler:

EN SON HABERLER

© 2020 KEMER HABER Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle