Son Dakika
12 Haziran 2020 Cuma

MUTLAKA OKUYUNUZ

12 Haziran 2020 Cuma, 12:49

Kızımla 3 ay sonra parka gittik. Onunla ilgileniyor, cesaretlendirmek adına methiyeler düzüyordum. Hareket etmeyi unutmuş çocuk resmen.
Biz oynarken 3-4 yaşlarında erkek çocuğunun biri bacağıma yapıştı.
– Merhaba , hayrola yavrum, dedim.
– Benim annem olur musunuz, dedi.
Çok şaşırdım. Gülümsedim.
-Annen nerede, dedim.
Orda diye gösterdi.
Oradaydı. Zayıf, çok genç ve gözleri toprağa dalmış, düşünceli bir kadındı.
Çocuğa baktım. Kızımı itmeye başladı.
Anladım, ilgisiz bir çocuktu.
Çocukların dikkatini başka yöne çekmek için çantama koyduğum muzu ikiye bölüp onlara verdim. Bu arada çocuğun annesi hala çocuğa bakmıyordu bile. Yemin ederim o çocuk muzu bir saniyede ağzına tıkıştırdı. Şaştım.
-Karnın mı aç senin, dedim ve “evet” dedi.
İçim parçalandı. Çocukları parktan çıkardım. Çocuğun annesinin yanına geldim.
-Merhaba, dedim.
-Merhaba, dedi.
– Oğlunuzun karnı acıkmış, üstelik bezi de çok dolmuş. Bilginiz olsun, dedim.
– Tamam, dedi. Çocuğu kucağına aldı.
İçim rahat etmedi tabi.
-İyi misiniz, dedim.
Gözleri doldu, “iyiyim” dedi.
Bazen bir takım dolandırıcılıklar oluyor böyle, senaryo falan mı diye de düşündüm, kabul ediyorum. Ama yine de merakımı dizginleyemedim. Merhametim ağır bastı.
– Anlat bana, ne oldu, dedim.
– İki gündür bu parkta yatıyoruz oğlumla, dedi.
Ağlamaya başladı.
– Ne oldu, neden dedim.
– Kocamdan kaçıyorum, dedi.
Gerisini ben anlatayım.
Kocası uzun süredir işsizmiş. Kendisi bir şirkette çay servisi ve temizlik yapıyormuş. Fakat salgın yüzünden orası da kapalıymış. Tabi eve para girmeyince kavgalar artmış. Kavga gürültü biraz şiddet hep varmış evde ama dozu hayli artmış. Amasya’da akrabaları varmış, oraya çağırmışlar ama salgından seyahat de edememişler. Evde yiyecek kalmamış. Son kalanlarla çocuğa bişeyler pişirmiş fakat çoğunu eşi yemiş. Kaymakamlığa gitmiş, yardım almış. Eşi parayı elinden alıp çoğunu alkole vermiş kalanıyla eve bişeyler almışlar. Ama yetmemiş. Eşi çocuk evde durmuyor diye çocuğu çok kötü dövünce evden kaçmış. Polise de gidememiş çünkü polis eve şiddet yüzünden birkaç kezgelmiş ama hiç dava açılmamış, barıştırıp eve gönderiyorlarmış.
Ben mi ne yaptım bu anlatılanlardan sonra?
Bize gittik, önce güzelce karnımızı doyurduk. Çocuğu yıkadık, üstünü başını değiştirdik.
Çocuklar öğlen uykusuna yatınca akrabalarını arattım.
Eve dönmek istemiyordu. Bolca konuştuk. Kahvemizi içtik. Çocuklar uyanınca, Amasya’ya gitmek için biraz para, çocuğa biraz kıyafet koyup onları uğurladım. Çok dua etti. Gitti ama hep aklım onlarda. İnsan çok da karışmak istemiyor, sonuç da bu hayat da kararları da ona ait.
Corona’dan sonra etrafınıza daha dikkatli bakınız. Evet, dolar şöyle, ekonomi böyle ama insanlar yok oluyor gizlice. Duyguları, umutları ve hayalleriyle. Virüsün sosyal hayata etkilerini yaşamayan bilemez. Akademisyenler de sadece bir test yapar ve sonuçları yayınlar. Bununla bir de doçentlik falan kazanırlar. Kaybedenler kimin umurunda…
Keşke diyorum, dünyayı anneler yönetse. Aç çocuklar olmaz, biraz umut ve mutlu hayaller olur…
Serap Taşkent