Daha baþýndan yazayým da…. Sonra yanlýþ anlaþýlmasýn.. Aman ha, sakýn ha!.... Aþaðýdaki sözlerim düzgün ve seviyeli, namuslu, dürüst siyasetçiyi asla ve asla baðlamaz.. Onlar baþýmýzýn tacý.. Ama geride kalanlar?.. Yani cebini düþünen, þan þöhret, mevkii makam ve çýkar peþinde koþanlara bir çift sözümüz var… Hah!... Ýþte sözüm onlara…. Yani kýsaca þarlatan siyasilere… Hele Kemerde Atýyor.. Sýkýyor.. Utanmadan ve gözümüzün içine baka baka yalan söylüyor.. El insaf be kardeþim!.. Atmayýn bu kadar.. Bir oy için bu kadar þarlatanlýða gerek yok.. Haddinizi bilin ve seçmene saygýlý olun… Küçülmeyin bu denli.. Siyaseti ayaklara indirmeyin… Ayýp oluyor.. Dahasý güzel ülkemize yazýk oluyor… Siyaset ayrý bir ahlak ve karakter ister… Kafaya siyaseti koyup da çeþitli dernek, kurum yada benzer kuruluþlarda “Vatan-Millet sevdalýsý” maskesi altýnda, boy gösterip sonra da siyasi kulvara “Okus-pokus” çabukluðuyla geçenlere de toplum tepkili… Yani toplumun onlara itirazý var… Onlara da “SÝYASÝ AHLAK” dersinden kýrýk not veriyor.. Yani kýrmýzý kart gösteriyor… Ama bunu yüksek sesle gündeme getiren hemen hemen yok gibi… Çeþitli yazarlar, halk temsilcileri ve karakterli birçok siyasetçiye sorun bakalým… Bakýn bu konuda bir yazarýmýz makalelerinin birinde ne demiþti; “Yoldan geçen ilk kiþiyi çevirin. Tahsilli-cahil, yaþlý-genç, kadýn-erkek ayýrýmý gözetmeden sorun. SÝYASET VE SÝYASETÇÝ DENÝLÝNCE AKLINIZA NE GELÝYOR? . Yoldan çevirdiðiniz ilk kiþinin ve ondan sonra takip eden diðerlerinin cevabýnýn sanki sözleþmiþ gibi ayný olduðunu göreceksiniz. Ne yazýk ki alacaðýnýz bu cevap; utandýrýcý, kaygýlandýrýcý ve binlerce yýllýk maziye sahip bu asil milletin geleceði açýsýndan ürküntü vericidir. Bugün ülkemizde SÝYASET kelimesi; ne yazýk ki yolsuzluk, hýrsýzlýk, soygunculuk, güvenilmez ve inanýlmazlýk kelimeleri ile eþ anlamlý olarak algýlanmakta ve kullanýlmaktadýr. Ayrýca, halk arasýnda yalan, yanlýþ, eksik ve doðruluðundan þüphe duyulan konuþmalarda SÝYASET YAPMA þeklinde tanýmlanmaktadýr. Binlerce yýllýk köklü bir tarih ve milli kültüre sahip asil milletimiz açýsýndan son derece üzücü ve utanç verici olarak deðerlendirdiðim bu duruma kadar nasýl gelinmiþtir? Bu durumu kimler ve neden oluþturmuþlardýr? Bundan ne gibi faydalar umulmaktadýr? Çözülemeyecek kadar büyük bir sorun mudur ? Kanaatimce bu sorular ve muhtemel cevaplarý; Türkiye nin önümüzdeki birkaç yýlýnýn deðiþmez ve vazgeçilemez gündemini oluþturmalýdýr. Düþünebilen ve fikir üretebilen bütün beyinlerimiz bu kötü imajýn silinmesi için gayret göstermelidir. Kimler tarafýndan ve nerede, neler yapýlabilir sorularýnýn cevaplarý aranmalýdýr. Çünkü devlet olabilme ve devlet kalabilmenin tek þartý; onu yaþatacak siyasetçilere lâyýk olduklarý gerçek deðerleri kazandýrmaktan ve bu deðerlere sahip kiþilerin siyasi kadrolarý doldurmasýndan geçmektedir. Ansiklopedileri karýþtýrdýðýmýzda siyaset kelimesinin karþýsýnda DEVLET ÝÞLERÝNÝ DÜZENLEME VE YÖNETME SANATIDIR ibaresini buluruz. Bunun açýk anlamý þudur; siyaseti herkes yapamaz. Herkes istediði veya sevdiði için siyasetçi olamaz. Siyaset yapabilmek için ancak bir sanatkâr seviyesine eriþmek, yani yaptýðý iþi en üst düzede gerçekleþtirmek zorunluluðu vardýr. Ayýþýðýnýn tüm karanlýklarý aydýnlatmasý dileyiðle.. |