SICAK bir ramazan günü, Bektaþi’nin biri, karþý köye doðru gidiyormuþ. Sýcak ve açlýðýn da etkisiyle oflaya puflaya giderken, çeþme kenarýndaki aðacýn altýnda oturan birini görmüþ. O da ne? Adam öðle üzeri oturmuþ, kavun, beyaz peynir, karpuz, üzüm yanýnda da içkisi ve soðuk suyu... Bektaþi yutkunmuþ ve adamýn yanýndan geçerken; ‘Selamün aleyküm, afiyet olsun’ demiþ. Adam da;
‘Aleyküm selam arkadaþ, gel otur. Öðle zamaný, acýkmýþsýndýr iki lokma bir þeyler ye...’
‘Saðol arkadaþ, ramazan ayýnda bize yasak. Hava kararana kadar yemek yiyemeyiz. Ýçkiyi de hiç içemeyiz."
Bektaþi böyle dedikten sonra yürümeye devam etmiþ. Sonra aklýna bir þey geldiði için geri dönmüþ ve adamýn yanýna yaklaþarak; ‘Arkadaþ, hangi dinden olduðunu bilmiyorum ama dininin kýymetini iyi bil!..’ demiþ.
***
Zaptiyeler, Bektaþiyi yakalamýþ, zaptiye baþý "Üstünü arayýn!" demiþ... Aramýþlar bir þarap þiþesi çýkmýþ, zaptiye baþý memnun: "Ýþte suç aletinle yakalandýn!" "Ben onun içindekini içmiyorum ki!" "Olsun, maksadýn belli!" Bektaþi itiraz etmiþ: "Þuç aleti, olmasý için, suçun onunla iþlenmesi lazým..." Zaptiyenin kafasý karýþmýþ: "Ne demek istiyorsun?" "Þunu demek istiyorum, zina, ya da harama uçkur çözmek suç mudur?" "Elbette!" "O halde bende zina aleti de var, bu ne olacak?"
* * KAHVEDE memleketin durumu görüþülürken biri "Dünya altüst olacak!" diye hayýflanýyormuþ... Bektaþi lafa karýþmýþ: "Dert etme, belki altý, üstünden iyi çýkar!" * * * BEKTAÞÝ aptallarýn adýný deftere yazarmýþ... Bunu duyan zenginlerden biri çaðýrmýþ, defterine bakmýþ, kendi adý da yazýlý: "Niye beni yazdýn?" "Siz þu adama, þu kadar para verip, git bana þu at ý al demediniz mi?" "Ne yani, at ý alýp gelmeyecek mi?" Bektaþi sakalýný sývazlamýþ: "O zaman sizin adýnýzý siler, onun adýný yazarým!"
|