BU gece Miraç Kandili. Kadir Gecesi’nden sonra en mübarek gecedir bu gece. Bundan 1385 sene önce, sessiz ve sakin bir gece, bulutsuz bir gökyüzü, ýþýl ýþýl yýldýzlar, dolunayýn huzme huzme þualarýyla parlayan sahrânýn kumlarý, yalçýn daðlarýn selam duran yamaçlarý, kývrým kývrým yollarýn uzandýðý derin vâdiler, kýpýr kýpýr sürüngenler, küme küme makiler ve süratini belirtmek için anlamý þimþek olan Burak ismindeki bir binitle Mekke’den Kudüs’e müteveccihen yola koyulan ezel ve ebed peygamber Hz. Muhammed... Selâm ona, salât ona... Misli görülmemiþ, iþitilmemiþ, hiçbir fâniye nasip olmamýþ bu muazzez yolculuðun adýna Kur’an ifadesiyle Ýsrâ denir: - Bir gecede, kendisine âyetlerden bir kýsmýný gösterelim diye, kulu Muhammed’i Mescidi Haram’dan çevresini mübarek kýldýðýmýz Mescidi Aksâ’ya götüren Allah, noksan sýfatlardan münezzehtir. Asýl olan kul olmak BU âyette can alýcý bir kelime vardýr ki, o da Kul kelimesidir. Demek ki asýl olan kul olmaktýr. Peygamberler de zaten kullardan seçilmiyor mu? Kul olmak, yalnýz Allah’a kul olmak, Ondan baþkalarýna kul olmamak, kul olmanýn kadir ve kýymetini bilmek, kulluðun þuuruna ermek, kul olmanýn þartlarýný yerine getirmek, kulluk erdemine gölge düþürmemek, onu zedelememek, günahlarla, isyanlarla eskitmemek, pörsütmemek, kul olmanýn izzetini zillete dönüþtürmemek... Böylece, melekleþmek, melek ne kelime, meleklerin bile gýpta ettiði kul olmak kul... Kul olan Hz. Muhammed iþte bunun için insanlara, cinlere ve meleklere Ýmam oldu. Yoksa yüce Allah, peygamberlerini topraktan yaratýlan ve nefis taþýyan insanlardan deðil, nurdan var edilen meleklerden seçerdi... Evet, kâinâtýn efendisi Mescidi Aksâ’da kýldýðý iki rekat þükür namazýndan sonra, mâhiyetini bilemediðimiz, bilmeye de gerek olmayan bir Refref ile semalarýn katýný, katlardaki Peygamberleri bir bir ziyaret ederek, büyük meleklerden Cebrail ile birlikte yedinci kat semaya, oradan da hiçbir kimsenin gidemediði, bakamadýðý, yol arkadaþý Cebrail’in dahi bir adým daha atarsam yanarým dediði Sidretü’l Müntehâ’ya vardý. Burasý, yolculuðun son noktasý, âþýkýn mâþukuna kavuþtuðu zaman ve mekân ötesi bir mâverâ... Kudüs’ten buraya kadar olan bu yolculuða, bu yolculuðun sâhibinin kelâmýyla Miraç denir. Miraç hâdisesi o günden bugüne kadar nice münkirlerin inkârýnýn katmerleþmesine ve müminlerin imanlarýnýn pekiþmesine vesile olmuþtur. Çünkü, Miraç oldu mu, olmadý mý, uyku hâlinde mi, uyanýkken mi, ruhla mý, bedenle mi, ruh ve bedenle mi, iþin bu kýsmýný anlatan hadisler sahih mi, zayýf mý, uydurma mý þeklindeki sorularýn birilerince ýsýtýlýp soðutularak gündeme getirilmesi, ne ilk ve ne de son bir kýsýr döngüdür. Bu ve benzeri sýrlar aslýnda ilâhî bir gerçeði de ispat etmektedir ki o da þudur... Asýrlar ve asýrdakiler kýyamete dek hep Ýslâm’ýn peþinden sürüklenmeye devam edeceklerdir. Onun için, inançla alâkalý bazý konularýn teslimiyetsiz irdelenmesinin, sorgulanmasýnýn, metafizik her hâdisenin fizik koordinatlarý çerçevesinde izaha çalýþýlmasýnýn garâbeti, Mevlâ’nýn, peygamberlerine ikram ve ihsan ettiði Mucize keyfiyetini idrak edememedeki idraksizliðe müdrik olamama cehâleti ve daha ötesi, mucizeyi inkâr eden bahtsýzlarýn hezeyanlarý dünya durdukça hep var olacaktýr. Mirac, bir mucizedir ÖYLE ise inancýmýzý gevelemeye ve îmanýmýzý gevretmeye mahal vermeden kabul etmeliyiz ki, Miraç, muazzam ve muhteþem bir mucizedir. Hz.Muhammed’e uyanýkken, ruh ve cesetle nasip olmuþtur. Kâinatýn efendisi, Mevlâsýyla müþerref olmuþ, Beþ vakit namaz, Bakara suresinin son iki âyeti ve Allah’a þirk / ortak koþmadan tövbe edenlerin günahlarýnýn affedileceði müjdeleriyle ayný gece Mekke’ye dönmüþtür. Miraç bundan ibarettir, anlayýþýmýz böyledir, inancýmýz da budur. Bu gece ruhlarýmýzýn ulvîleþmesine gayret etmeli, bol bol kaza ve nâfile namazý kýlmalý, Kuran okumalý, dostlar ziyaret edilmeli, tebrikleþmeli ve çok çok tövbe istiðfar, duâ yapmalý, tefekkür ve tezekküre tevessül edilmelidir. Miracýnýz kutlu, kandiliniz mutlu, geleceðiniz umutlu olsun... |