Vallahi aklým mantýðým almýyor… Ülkemizdeki bazý siyasiler kafamý ve elbette sizin de kafanýzý karýþtýrýyordur… Yahu adamlar bazý liderler yüzünden ne yazýk ki siyaset yapamýyorlar… Düþündükleri hiç mi hiç önemli deðil sanki.. Yani kiþisel iradeleri yok…. Varsa da yoksa da parti… Parti ve yöneticileri ne derse o!... Sanki muhterem partililer her alanda tam bir uzman.. Asýl halkýn görüþü ve halkýn isteðine bakmak gerek.. Gerisi bana göre resmen ve tek kelimeyle Don Kiþot’luk… Bazý siyasilere bakýp bakýp hem gülüyor, hem de acýyorum… Zavallýlar… Týpký Don Kiþot gibiler… Pekiiii…. Kimdir Don Kiþot?.. Don Kiþot, Ýspanya’da bir köy asilzâdesidir. Okuduðu þövalye romanlarýnýn etkisiyle aklýný kaçýrýr. Ortaçað þövalyeleri gibi ülke ülke dolaþma hevesine kapýlýr. Bu hevesin nedeni tüm kötülükleri ortadan kaldýrmak ve insanlarý mutlu etmektir. Ele geçireceði adalardan birine de vefalý yol arkadaþý Sancho’yu vali yapacaðýna söz verir. Don Kiþot, atalarýndan kalma paslý eski zýrhlarý tamir eder, baþýna da bir berber çanaðý geçirir. Dulsina adýný verdiði kaba bir köylü kýzý olan sevgilisini güzel ve asil biri olarak kabul eder, uðrunda türlü maceralara giriþir. Don Kiþot atýna, Sancho Panza da eþeðine binerek yola çýkarlar. Don Kiþot, tüm gördüklerini kafasýndaki hayallere uydurur: Yeldeðirmenlerini insanlara kötülük eden devlermiþ gibi görür, üzerlerine saldýrýr; karþýlýklý ilerleyen iki koyun sürüsünü iki ordu zanneder, zayýf tarafýn yardýmýna koþarak, mýzraðýný koyunlara saplamaya baþlar, çobanlardan bir güzel dayak yer… Böyle birtakým maceralardan sonra tekrar köyüne döner, ölümüne yakýn aklý baþýna gelir…. ..Ve bizim Don Kiþot’lar.. Kimler mi?.. Yoooo!.. Bu kadarý da fazla… Yakýþtýrmayý siz yapýn gitsin!... Hem de süzme Don Kiþot’larý bulun bakalým…... Kolay gelsin…. Bugün ülkemizde SÝYASET kelimesi; ne yazýk ki yolsuzluk, hýrsýzlýk, soygunculuk, güvenilmez ve inanýlmazlýk kelimeleri ile eþ anlamlý olarak algýlanmakta ve kullanýlmaktadýr. Ayrýca, halk arasýnda yalan, yanlýþ, eksik ve doðruluðundan þüphe duyulan konuþmalarda SÝYASET YAPMA þeklinde tanýmlanmaktadýr. Binlerce yýllýk köklü bir tarih ve milli kültüre sahip asil milletimiz açýsýndan son derece üzücü ve utanç verici olarak deðerlendirdiðim bu duruma kadar nasýl gelinmiþtir? Bu durumu kimler ve neden oluþturmuþlardýr? Bundan ne gibi faydalar umulmaktadýr? Çözülemeyecek kadar büyük bir sorun mudur ? Kanaatimce bu sorular ve muhtemel cevaplarý; Türkiye nin önümüzdeki birkaç yýlýnýn deðiþmez ve vazgeçilemez gündemini oluþturmalýdýr. Düþünebilen ve fikir üretebilen bütün beyinlerimiz bu kötü imajýn silinmesi için gayret göstermelidir. Kimler tarafýndan ve nerede, neler yapýlabilir sorularýnýn cevaplarý aranmalýdýr. Çünkü devlet olabilme ve devlet kalabilmenin tek þartý; onu yaþatacak siyasetçilere lâyýk olduklarý gerçek deðerleri kazandýrmaktan ve bu deðerlere sahip kiþilerin siyasi kadrolarý doldurmasýndan geçmektedir. Ansiklopedileri karýþtýrdýðýmýzda siyaset kelimesinin karþýsýnda DEVLET ÝÞLERÝNÝ DÜZENLEME VE YÖNETME SANATIDIR ibaresini buluruz. Bunun açýk anlamý þudur; siyaseti herkes yapamaz. Herkes istediði veya sevdiði için siyasetçi olamaz. Siyaset yapabilmek için ancak bir sanatkâr seviyesine eriþmek, yani yaptýðý iþi en üst düzede gerçekleþtirmek zorunluluðu vardýr. Sözüm o ki!.. Bugün seçim deðil siyasi ahlak kavramýný iyi algýlasak!... Bu derse iyi çalýþsak.. Uygulasak…. Nasýl olurdu?.. |