SEN KEMER’SÝN, DÜNYANIN GÖZÜ ÜZERÝNDE
BÜYÜK DÜÞÜNMEK ZORUNDASIN.
Geleceðini turizme endekslendiði ve bu uðurda portakal bahçelerini, seralarýný söktüðü andan itibaren Kemer için geriye dönemeyeceði bir yol baþlamýþtýr. Kemer’in varlýðý bu sayede anlaþýlmýþ ve dünya ligindeki sýralamalara “Turizm Kenti” sýfatý ile girmiþtir.
Turizm Kenti sýfatý ile taçlandýrýlmayýp bu günlere eski hali ile gelseydi daha iyi olurdu. Bu mümbit topraklar, bol sular ve güneþin etkisi ile Kemer o zaman da bir “Tarým ve Seracýlýk Merkezi” olurdu diyenlere de hak veriyorum ama artýk bu tesisleri sökmeye ve eski haline döndürmeye imkân olmadýðýna göre bu durumu kabullenmek en güzeli. Ve bu durumda olanlarýn merkezi haline gelmek için yarýþmak en iyisi.
Onun içinde, dünyanýn Antalya’dan bile önce tanýdýðý bu bölgeye gereken ihtimamý göstermek onu tüm tabii örtüsü ile kollamak, havasýný, suyunu ve denizini temiz tutmak birinci görevimiz olmalýdýr.
Olumsuzluklar ve kafamýzdaki Kemer’in yaratýlmasýnda gördüðümüz eksiklikler için bazen eski yerel idareleri suçladýk, bazen de biz olsaydýk þunlarý yapardýk diye hayaller kurduk. Tabii ki kimsenin elinde sihirli deðnek yoktu, merdiven basamak basamak çýkýldý ve Kemer bu gününe geldi. Eksik, ziyade tüm emeði geçenlere teþekkür ederiz.
Ama bu defa durum farklýdýr. Tüm dünyayý kasýp kavuran ekonomik zorluklardan kurtulmak, yükselmek için deðilse bile batmamak için bir desteðe ihtiyacýmýz vardýr. Bu desteði verecek ve zor günleri en az zararla atlatmamýza destek verecek olan yer ise merkezi idare yani hükümettir.
Bekir Coþkun. 06.02.09 tarihli Hürriyet Gazetesinde yayýnlanan günlük yazýsýnda müzmin ve kendisine çok yakýþan muhalefet tarzý ile þöyle demektedir.
Demokrasilerde iktidar kötü olabilir ve siz ondan kurtulmaya çalýþabilirsiniz. Bu olaðandýr. Ama siz onun yerine koyacak bir þey bulamadýðýnýz zaman. Bu normal deðildir.
Þu halimize bakýn, Rejim sorunu iktidar ile onun gibi olmaya kalkan muhalefet arasýnda þaþkýnýz.
Deprem aný insanlarý gibiyiz. Bir yerden kaçarken, sýðýnacak baþka bir yer yok.
Üstat doðru söylüyor. Kime güvenip, kime sýðýnýlacak. Bu kadar kýzaný olduðu halde bu kadar oy almak veya kamuoyu yoklamalarýnda hala birinci olmak, ikinci olanlarýn birinci olmak için çaba harcamamasýndandýr. Muhalefetin, bilhassa yerel idareler konusunda hiç bilgileri olmamasýndandýr. Yerel yönetimleri yýllardýr bir kambur olarak gören, birçok yerde aday çýkarmayan, sadece bir önceki seçimlerdeki oyunu ve meclisteki yerini korumayý kendileri için hedef seçenlerin Türkiye’nin geleceðine imza atmasý beklenemez.
Bu yerel seçimlerde “Sadece partiye deðil, þehrin geleceðine de oy vermeliyiz. Dünya þehirleri ile yarýþýrken arkamýzda bir rüzgâra ihtiyacýmýz vardýr. O rüzgârda merkezi idaredir.”
O halde sadece bizim oy vereceðiz dememiz yetmiyor. En yakýnlarýmýzdan baþlayarak tüm komþularýmýzý, iþ yeri arkadaþlarýmýzý bu konuda bilinçlendirmeli, okuduðumuz yazýlardan çýkardýðýmýz sonuçlarý onlarla paylaþmalýyýz. Çünkü
BÝZ KEMER’ÝZ,
DÜNYANIN GÖZÜ ÜZERÝMÝZDE,
BÜYÜK DÜÞÜNMEK ZORUNDAYIZ.
Sevgi ve saygýlarýmla…
|