27 Mayýs 1960 darbesi bütün darbelerin temelini oluþturmuþtur denebilir.
Hem 12 eylül darbesini yapanlar hem de 28 þubat ve sonrasýnda ortaya çýkan bütün darbe planlayýcýlar 1960 darbesinde subaydýlar.!..
Ve bütün darbeciler kalkýþtýklarý “darbe”lere mutlaka bir “kýlýf” bulmuþlardýr!.. Eðer “kýlýf” bulamamýþlarsa; “üretmiþler, hazýrlamýþlardýr!” 27 Mayýs için hazýrlanan “bebek” ve “köpek” dâvâlarý gibi!.
12 Eylül için hazýrlanan, “ülkede kan gövdeyi götürüyordu” kýlýfý gibi!..
28 Þubat için hazýrlanan “laiklik tehlikede” kýlýfý gibi!..
27 Nisan için hazýrlanan “Ýrtica hortladý!.. Ýlâhi okuyan çocuklar yurdu sardý” kýlýfý gibi!.. Malûm ya; “kuzu”yu yemeyi kafasýna koymuþ kurt için, ne “kýlýf” biter, ne de “bahane!” Meselâ, “27 Mayýs cuntacýlarý”nýn bahanelerinden biri de, “kaçarken yakalandýlar” iftirasýdýr!.. 27 Mayýs 1960 tarihinde “Eskiþehir Örfi Ýdare Komutaný Tuðgeneral Bedii Kireçtepe” imzasýyla, “Eskiþehir Örfi Ýdare Kumandanlýðý Tebliði” yayýnlanmýþ ve o “bildiri”de, þu “yalan”lar savrulmuþtu: “Ankara da bütün hükümet erkâný ve Demokrat Parti baþkanlarý yabancý memlekete kaçarken yakalanmýþlardýr. Beraberlerinde 12 uçak dolusu altýn mücevherat ve parayý kaçýrmakta iken yakalandýlar. Sabýk Baþbakan Adnan Menderes ve sabýk Reisicumhur Celâl Bayar, askeri kumandanlýk tarafýndan tevkif edilmiþtir. Eskiþehir de matbaasý olan herkes bu havadisi basýp yayýnlamalýdýr. Dikkat... Dikkat... Dikkat Vatanseverliðinize hitap ediyoruz. DP li ilçe ve bucak baþkanlarýnýn kaçmalarýna mahal vermeden tevkif edilmelerini ve askeri kuvvetler gelinceye kadar salýnmamalarýný rica ederim.” Ýþte bu tür “yalan bombardýmanlarý” sonrasýnda, merhum Adnan Menderes ve arkadaþlarý Yassýada ya götürülüp, orada yargýlanmaya baþlandýlar ve idam edildiler. Aslýna bakarsanýz; bu idamlar, bir anlamda “iþkencenin sonu” idi!..
Çünkü onlar, öyle bir “iþkence” gördüler ki; o yýllara ait bir hatýrayý sizlerle paylaþacaðým., Yassýada da, “CHP li bir ailenin damadý” da “doktor” olarak görevliymiþ!..
Bu doktor, “Demokrat Parti iktidarý” döneminde, “bir numaralý Menderes düþmaný”ymýþ!.. Fakat, “Menderes i tanýyýp” da, bazý “gerçek”lerin ortaya çýktýðýný görünce; ona “kaný ýsýnmaya” ve hatta onu “sevmeye” baþlamýþ!.. Sýrf bu yüzden de, “muhtemel bir idam kararý”na karþý, Menderes e “azar azar ilaç” veriyor ve böylece onu “hasta” ediyormuþ!..
Evet, “hasta” olsun da, “asmasýnlar” diye düþünüyormuþ!.. O, böyle düþünüyormuþ, ama diðer doktorlar, “daha güçlü ilaçlar” verip, “iyileþtirmeye” çalýþýyorlarmýþ Menderes i!.. “Ýyileþsin ki, bir an önce asýlsýn!” Günler böyle geçip giderken, “CHP li ailenin damadý” olan doktor, merhum Menderes in tutuklu bulunduðu odanýn civarýnda dolaþmaya baþlamýþ!.. Niyeti, “muayene saati olmadýðý” halde, Menderes in yanýna girip, onunla “sohbet” etmekmiþ!.. Biraz da, görmelerinden “tedirginmiþ” tabiî!.. Doktor dýþarýda dolaþýp, “uygun bir an” kollamaya çalýþadursun; onu “ayak sesleri”nden tanýyan Menderes, odasýndaki “sigara”larý ve “kül tablasý”ný derhal gizlemiþ!.. “Doktor” geliyor ya, “Bu ne perhiz, bu ne turþu” demesin!.. Doktor, etraf sakinleþince, açmýþ kapýyý, girmiþ içeri... Baþlamýþlar sohbet etmeye!.. Bir ara, “sigara paketi”ni çýkarmýþ doktor...
Etrafa bakýp, “kül tablasý”ný göremeyince, sormuþ Menderes e; “Sigara içtiðini biliyorum...
Hele söyle, nereye sakladýn kül tablasýný?” Ýþte o an!.. Menderes, çok seri bir hareketle ve adeta yýrtarcasýna, “gömleðinin düðmeleri”ni çözüp, göðsünü açmýþ!.. “Doktor” demiþ; “Býrak kül tablasý aramayý!.. Al sana kül tablasý!!! Bu sinede o kadar çok sigara söndürdüler ki, bir dostun sigarasý da pekalâ sönebilir!!!” Doktor bir de bakmýþ ki, Menderes in vücudu, “sigara yanýklarý” ile dolu!.. Ki, bu “sigara yanýklarý”nýn sayýsý için “en az 30” diyen de vardýr, “60” diyen de!.. Ama hiç kimse; “Yok öyle bir þey” diyemez!.. Çünkü, “iþkence” bir gerçektir!.. Hem de acý bir gerçek!.. “Böyle bir iþkenceyi hayvanlar bile yapmaz” dedirtip, isyan ettiren bir gerçek!.. Ergenekon üyesi “darbeciler” iyi ki baþaramadýlar!..
Eðer baþarsalardý var ya, “inançlý” insanlarýn vücudunda; “sigara” deðil, herhalde “puro” söndürürlerdi!.. Ama bana sorarsanýz darbe tehlikesi henüz geçmiþ deðil.
Ordu içinde hala 1960 kýrýntýsý cuntacýlar fazlasýyla mevcut.
Hükümetin geçmiþ hükümet dönemlerinde düþtüðü hatalara düþmemesi gerekir.
Ordunun mutlaka hukuk çerçevesine oturtulmasý gerekmektedir.
Çetelere bulaþan,cuntacýlýk faaliyetlerine katýlan ordu mensuplarýnýn derhal ordu ile iliþiðinin kesilmesi gerekir.
En küçük bir zaafýn nelere sebep olduðunu geçmiþte yapýlan darbelerden ve darbe giriþimlerinden fazlasýyla gördük.
Onun için diyorum ki;
DARBENÝN BAÞI KÜÇÜKKEN EZÝLMELÝ….
|